<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ersin KOÇ</title>
	<atom:link href="http://www.ersincoach.com/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ersincoach.com</link>
	<description>Kulübeye mahkum genç yetenek</description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 Apr 2012 11:27:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Maradona vs Messi</title>
		<link>http://www.ersincoach.com/?p=270</link>
		<comments>http://www.ersincoach.com/?p=270#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Apr 2012 11:27:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ersin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Maradona]]></category>
		<category><![CDATA[Messi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ersincoach.com/?p=270</guid>
		<description><![CDATA[Aslında ilk tartışılmaya başlandığı günden beri bu konuda sahip olduğum ve şu an için de değişmemiş olan fikirlerimi pek çok ortamda paylaştığım halde; daha önce sanal ortamda bu konuya girmemeyi tercih etmiştim. Ancak sosyal ağların birinde, takip ettiğim bir Trabzonspor muhabiri abimizin &#8220;Gelmiş geçmiş en iyi&#8221; isim olarak &#8220;Maradona&#8221; yorumu üzerine, bu konudaki fikrimi sanal &#8230; </p><p><a class="more-link block-button" href="http://www.ersincoach.com/?p=270">Devamını oku &#187;</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2012/04/Maradona-Messi-Small.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-278" title="Maradona - Messi Small" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2012/04/Maradona-Messi-Small.jpg" alt="" width="500" height="250" /></a>Aslında ilk tartışılmaya başlandığı günden beri bu konuda sahip olduğum ve şu an için de değişmemiş olan fikirlerimi pek çok ortamda paylaştığım halde; daha önce sanal ortamda bu konuya girmemeyi tercih etmiştim. Ancak sosyal ağların birinde, takip ettiğim bir Trabzonspor muhabiri abimizin &#8220;Gelmiş geçmiş en iyi&#8221; isim olarak &#8220;Maradona&#8221; yorumu üzerine, bu konudaki fikrimi sanal ortamda da paylaşmak istedim.</p>
<p style="text-align: justify;">Akıllara neden Brezilyalı futbol efsanesi &#8220;Pele&#8221;yi bu tartışmanın taraflarından biri olarak almadığım soruları gelebilir. Hemen ifade etmem gerekir ki, Pele&#8217;yi bir futbol efsanesi olarak kabul etsem de, kendi futbolculuk dönemine ait istatistiklere bakılarak 1000&#8242;in üzerinde gol atmış olması (ki bir çoğunun tam olarak profesyonel düzeyde kaydedilmediğini de belirterek) çok da bahsi geçen isimlerle (Maradona ve Messi) &#8220;yetenek&#8221; anlamında mukayese etmekte yeterli olmadığını düşünenlerdenim. Zira, bir &#8220;golcü&#8221; oyuncu için pozisyon hazırlamak işini, takımda bir çok kişinin yapabileceğini ve golcü oyuncunun yükünün hafifletilebileceğini düşünürsek, 1000 golü geçmiş olması (hele ki altını çizerek belirtiyorum 1950 ve 60&#8242;lı yıllar baz alındığında) ve de canlı olarak performansını izleme şansım olmadığı için hakkında tarafsız bir fikir beyan edebilmemin mümkün olamaması nedenleriyle Pele&#8217;yi bu mukayesenin dışında tutuyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2012/04/Maradona-vs-Messi-06-Small.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-281" title="Maradona vs Messi 06 Small" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2012/04/Maradona-vs-Messi-06-Small-300x232.jpg" alt="" width="300" height="232" /></a>Maradona ve Messi tartışmasına gelecek olursak; iki futbolcuyu da kendi dönemleri içerisinde değerlendirmek gerekmekte diye düşünüyorum. Çünkü, Maradona&#8217;nın günümüzde futbol oynasaydı nasıl bir futbolcu olabileceğini bilemeyeceğimiz gibi; Messi&#8217;yi de (bazı bilgisayar ve konsol oyunlarında denenebilse bile <img src='http://www.ersincoach.com/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' />  ) geçmişe götürme şansımız olmadığından bu tarz bir yaklaşımla doğru bir analiz şansımız olmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Yine bu mukayesede, kaydedilmiş istatistikleri de değerlendirmeye almamız halinde, Messi&#8217;nin kariyerine devam etmesi -halihazırda pek çok rekoru şimdiden kırmış olsa da- kendisine avantaj sağlayacağından, bu mukayeseyi becerileri ya da eksiklikleri üzerinden yapmak daha yerinde olacaktır. (Geriye de başka seçenek pek kalmıyor zaten <img src='http://www.ersincoach.com/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' />  )</p>
<p style="text-align: justify;">Hepimizin bildiği üzere; Maradona, 1980&#8242;li yıllara damga vurmuş, karıştığı kokain skandalı nedeniyle kariyeri erken bitmiş bir futbolcuydu. Hepimiz O&#8217;nu, Napoli gibi mütevazi bir takımı sırtlayarak, (bir çok kişiye göre tek başına) Napoli&#8217;yi İtalya şampiyonluğuna taşımasıyla hatırlarız. Öte yandan, 1986 Dünya kupasını kazanan, 1990 Dünya kupasında final oynayan Arjantin Milli Takımlarının da lideri ve kaptanı olduğunu biliyoruz. Zaten, bu tartışmanın oluşmasının da en önemli sebebi, Arjantin Milli Takımı bünyesinde iki oyuncunun elde ettikleri ve edemedikleri&#8230; Eğer sadece kulüpler düzeyinde istatistiklere bakacak olsaydık, bir çok kişi Messi üzerinde şimdiden hemfikir olurdu diye düşünmekteyim.</p>
<p style="text-align: justify;">1980&#8242;li yılların futbolunda en önemli özellik, takımların çoğunlukla (bir yüzde verecek olsaydım, istatistiklere dayanmadan tahmini olarak %90 diyebilirim) üçlü savunma yapmalarıydı. Bir diğer önemli detay da, günümüzde olduğu gibi takımların rakiplerine karşı yoğun bir pres ve alan daraltma uygulamamalarıdır. Ancak, bence en önemli detay; 1990 yılında uygulamaya konulan tekmelik takma zorunluluğunun 1980&#8242;ler boyunca olmayışıdır. Bu şu demektir ki; futbolcular birbirlerine günümüzdeki gibi sert müdahaleler yapabilme gaddarlığı taşımıyorlardı. O nedenle, 90&#8242;lı yıllarda ortaya çıkan &#8220;Top geçer, adam geçmez!&#8221; sözü hemen herkesin bildiği ve de sebebi tamamen buna bağlı olan bir slogandır.</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi bu şartlar altında, hayalinizde bir futbol maçı canlandırmaya çalışın. Kalesinden topu alarak, rakiplerini bir bir çalımlayarak adam eksiltme imkanına sahip bir oyuncu hayal edin; öyle ki rakibinin üzerine korkusuzca gidebiliyor, çünkü rakibi bu oyuncuyu sakatlayabilme endişesi duyduğu için sadece topa hamle yapabilme şansı bulduğunda hamle yapabilecek. Bu da çabuk hareket edebilen oyuncuları -haliyle- &#8220;müthiş&#8221; avantajlı yapıyor. Rakipler, üzerilerine gelen oyuncudan topu alabilmek için, ayak bileklerine doğru yatarak sert müdahale yapmak da dahil, akıllara gelebilecek bir çok hamleden başarısızlık halinde yerde kalma ve top süren oyuncuyu takip edememe endişesi de güttüklerinden, sürekli ayakta karşılama zorunluluğunda&#8230; Zaten savunma yapan tarafın oyuncuları birbirlerine yakın durmayı ve pres yapmayı tercih etmediklerinden, top süren oyuncunun düşünüp taşınıp, rahat karar vererek adam eksiltebilme imkanı var. Bu da zaman zaman top süren oyuncunun peşinde koşan bir kalabalık güruh görebilmemize neden olabiliyor.<a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2012/04/Maradona-Small.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-282" title="Maradona Small" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2012/04/Maradona-Small.jpg" alt="" width="250" height="292" /></a></p>
<p>Bir de pas atabilme yeteneğiniz de döneminizin standartlarının üzerindeyse, ister istemez topu sizden almak için rakip takımın oyuncularının topyekün üzerinize gelebilme ve diğer oyuncuları boş bırakma lüksü de yok.</p>
<p>O yıllarda adam adama markaj uygulamasının da etkisiyle maç boyu, böylesine maharetli bir oyuncu etrafında en az 2 rakip oyuncu bulunması ve takımın geri kalanına sağladığı avantajı da düşünelim. Öyle ki, maç boyu bu yetenekli ismi markaj yoluyla durdurmayı becerebilseniz bile, takımın geri kalanı sayısal avantajın da etkisiyle (2 rakip oyuncu sürekli sorumlu oldukları oyuncuyu sahanın her yerinde takip ederek markaj uygulamaya çalıştıklarından) sorumluluğu yüklenip, rahat pas yapabilme imkanı bulabilmekte ve bu yetenekli isimden beklenen hücum organize etme işini yapabilir hale gelmekte. Hele bir de, oyun kurmaya çalışan takım; becerebilir de ceza sahası civarında markajdan kurtulabilmiş bu yıldızı topla buluşturabilirse, bu kez de bu yetenekli oyuncunun şut atabilme becerileri başınıza iş açar.</p>
<p>Tüm bunlar yetmezmiş gibi, üzerine bir de tribünden bakıldığında topla birlikte &#8220;Husain Bolt&#8221; vari gidebilme becerisini de eklediğinizde alın size savunulamaz bir rakip&#8230; O da haliyle: &#8220;Maradona&#8221;</p>
<p>Şimdi de günümüz şartlarını düşünelim&#8230; Sahada sıkış tıkış bir bölgede oynanan oyunu ve kalabalık içinde çabuk paslaşarak rakibi etkisizleştirmeye mecbur olan bir oyun anlayışı düşünün. Ayağınızda topu ne kadar az tutarsanız ve ne kadar çabuk pas atarsanız rakibin uyguladığı pres neticesinde o kadar az top kaybedersiniz. Ancak bu şartlar da haliyle pas yeteneğinizin üstün olmasını gerektirir ki, bu durum da pas atabilme becerisinin standartlarını bir hayli yukarılara çekiyor. Üstüne bir de hızlı düşünme mecburiyetini, zeka düzeyinin seviyesini ve pratik düşünebilme becerisini de unutmamak gerekir.</p>
<p>Rakiplerin sertlik konusundaki acımasızlıkları ve &#8220;çalım yemenin verdiği gurur kırıcı etkinin acısını alma&#8221; güdüsü de şartları aleyhinize zorlayan bir başka unsur olarak dikkat çekmekte.</p>
<p>Buna rağmen, oynadığınız takımın olağan üstü yeteneklerdeki oyunculardan kurulu kadrosu ve uzun yılların verdiği deneyimle oturmuş bir oyun tarzı da önemli bir avantaj olarak dikkate alınması gereken bir unsur.</p>
<p>Yeteneklerine bakıldığında iki oyuncunun da birbirine &#8220;kopya&#8221; derecesinde benzer özelliklerinin bulunması söz konusu olsa da, pek çok kişinin Messi&#8217;de Maradona&#8217;ya göre zayıf olarak bulduğu en önemli özellik serbest vuruşlardaki mahareti&#8230; Bu konuda eksikliğin bulunduğuna ben de katılıyor olsam da, çalışarak giderilebilecek bir etken olduğunu, yani doğuştan sahip olunması gereken bir beceri olmadığını düşünmekteyim. Serbest vuruşlarda etkin olan özelliğin topa vuruş sertliğini ve kavis miktarını ayarlayabilme becerisi olduğunu düşündüğüm için, çalışarak bu sıkıntının giderilebileceğine inanmaktayım. (Burak Yılmaz gibi teknik kabiliyeti bu isimlerle mukayese edilemeyecek oyuncu bile bu konuda gelişim gösterebiliyorsa, Messi neden gelişim gösteremesin demekten kendimi alamıyorum.)</p>
<p><a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2012/04/Maradona-vs-Messi-Small.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-279" title="Maradona vs Messi Small" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2012/04/Maradona-vs-Messi-Small.jpg" alt="" width="337" height="250" /></a>Sonuç olarak, iki futbolcunun oynadıkları dönemleri ve şartları değerlendirdiğimizde Maradona için şartların daha elverişli olduğunu, Messi&#8217;nin ise daha pek çok zorlukla mücadele etmesi gerektiği için becerilerini sergilemek konusunda daha başarılı olduğunu ve bu nedenle &#8220;Gelmiş geçmiş oyuncular içerisinde en büyük futbolcu&#8221; olarak Messi&#8217;nin kabul edilmesi gerektiğine inanıyorum. Elde edemediği başarılara atıfta bulunarak eleştirenler içinse Messi&#8217;nin kariyerine devam ettiğini ve eğer mevzu kupa kazanmaksa ya da istatistik elde etmekse daha vakti olduğunu hatırlatmak isterim. Kaldı ki, izleyici olarak bu şartlar altında Messi&#8217;nin yaptıklarından keyif alamıyorsanız, Maradona&#8217;nın döneminde durum daha da vahim olmalıydı diye düşünüyorum.</p>
<p>Not: Konumuzla hiç alakası olmamasına rağmen, ayrı bir yazı yazmak yerine burada bahsetmek isterim: Bugün doğum günüm olması sebebiyle, günün daha ilk dakikalarında &#8220;her yıl olduğu gibi&#8221; hatırlayıp, tebrik eden; ya da etmeyi isteyen, istemeyi düşünen <img src='http://www.ersincoach.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  tüm dostlarıma teşekkür etmek isterim. Her yaş günümde, yeni yaşıma; henüz bir başarı elde etmeyi bırakın, başarıya giden yola dahi giremediğim için kutlamak yerine, &#8220;ziyan olan bir yıl daha&#8221; mantığıyla bakan biri olarak, kendimi iyi hissetmemi sağlayan dostlarımın olması tek sevindiğim taraf&#8230; İyi ki varsınız&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ersincoach.com/?feed=rss2&#038;p=270</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş&#8230;</title>
		<link>http://www.ersincoach.com/?p=259</link>
		<comments>http://www.ersincoach.com/?p=259#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Mar 2012 12:33:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ersin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ersin Koç]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrılık]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ersincoach.com/?p=259</guid>
		<description><![CDATA[Rüzgar oldun ve geçtin, ömrümün baharında. Rehin kaldı gözlerin gönlümün duvarında. Uzakta bir ışıksın, karanlık ortasında, Unutamam, mazin var, ömrümün yarısında. Kaç mevsim geldi geçti, sarhoşluk sırasında? Kimseler tutunmadı kollarım arasında. İyileşme yok ise bu gönül yarasında, İnan ki bütün hata gözlerin karasında. Yok idin evvelinde, peki ya sonrasında? Yine de bir yerin var bu &#8230; </p><p><a class="more-link block-button" href="http://www.ersincoach.com/?p=259">Devamını oku &#187;</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://altansomay.deviantart.com/art/a-pair-of-dasies-92277710?q=gallery%3Aaltansomay%2F8431476&amp;qo=95"><img class="aligncenter size-medium wp-image-261" title="&quot;A Pair of Dasies&quot; by altansomay" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2012/03/a_pair_of_dasies_by_altansomay-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a>Rüzgar oldun ve geçtin, ömrümün baharında.<br />
Rehin kaldı gözlerin gönlümün duvarında.<br />
Uzakta bir ışıksın, karanlık ortasında,<br />
Unutamam, mazin var, ömrümün yarısında.</p>
<p style="text-align: center;">Kaç mevsim geldi geçti, sarhoşluk sırasında?<br />
Kimseler tutunmadı kollarım arasında.<br />
İyileşme yok ise bu gönül yarasında,<br />
İnan ki bütün hata gözlerin karasında.</p>
<p style="text-align: center;">Yok idin evvelinde, peki ya sonrasında?<br />
Yine de bir yerin var bu gönül sayfasında.<br />
Emek nasıl ki varsa, her zafer sırasında,<br />
Ersin de seninle var, ömrün her safhasında&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">                                                             by Ersin Koç (2011)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ersincoach.com/?feed=rss2&#038;p=259</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Tilki&#8221; Masalı: &#8220;Raúl&#8221; González Blanco</title>
		<link>http://www.ersincoach.com/?p=233</link>
		<comments>http://www.ersincoach.com/?p=233#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Feb 2012 20:11:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ersin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Golcü]]></category>
		<category><![CDATA[Raúl]]></category>
		<category><![CDATA[Tilki]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ersincoach.com/?p=233</guid>
		<description><![CDATA[Bir süredir bloğu boşladığım hissine kapılınca, bir yazıyla arayı kapatmaya karar verdim. Her ne kadar aklımda olan yazı esasen bu olmasa da, bir dostumu haksız çıkarmamış olmak maksadıyla değişikliğe gitmiş bulunmaktayım. Daha önce hakkında yazdığım futbolcuların aksine; hepimizin kısaca &#8220;Raúl&#8221; olarak tanıdığı, halen aktif olarak futbolculuk yaşantısını sürdüren, şimdiden efsaneye dönüşmüş bir idolden bahsederken, elimden &#8230; </p><p><a class="more-link block-button" href="http://www.ersincoach.com/?p=233">Devamını oku &#187;</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2012/02/Raul-01.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-249" title="Raul 01" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2012/02/Raul-01.jpg" alt="" width="200" height="200" /></a>Bir süredir bloğu boşladığım hissine kapılınca, bir yazıyla arayı kapatmaya karar verdim. Her ne kadar aklımda olan yazı esasen bu olmasa da, bir dostumu haksız çıkarmamış olmak maksadıyla değişikliğe gitmiş bulunmaktayım.</p>
<p style="text-align: justify;">Daha önce hakkında yazdığım futbolcuların aksine; hepimizin kısaca &#8220;Raúl&#8221; olarak tanıdığı, halen aktif olarak futbolculuk yaşantısını sürdüren, şimdiden efsaneye dönüşmüş bir idolden bahsederken, elimden geldiğince kırdığı rekorlar ve kayıtlara geçmiş istatistiksel detaylardan uzak durmaya çalışacağım.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2012/02/Raul-021.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-250" title="Raul 02" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2012/02/Raul-021.jpg" alt="" width="200" height="200" /></a>Pek çoğumuz kendisini halen izleyebildiği için ve merak duyanlarımız kariyerini araştırıp zaten çok iyi şekilde bildiği için, geriye çok da fazla söylenecek şey kalmıyor aslında.</p>
<p style="text-align: justify;">Kendisiyle ilgili &#8220;ilginç&#8221; karşılanabilecek detaylardan belki de en önemlisi hiç şüphesiz; adı &#8220;Real Madrid&#8221;le özdeşleşmiş, yıllarca kaptanlığını yapmış, bu forma altında pek çok rekora imza atmış futbolcunun, kariyerine bu takımın ezeli rakibi olan &#8220;Atletico Madrid&#8221; alt yapısında başlamasıdır. Hatta öyle ki, Atletico Madrid başkanı, ekonomik sıkıntıları aşmak için alt yapısını kapatmak yoluna başvurarak Raúl&#8217;ü kaybettiğine duyduğu pişmanlığı, yıllar sonra bir başka yıldız (o günlerde adayıydı) Fernando Torres için yapmayacağını söyleyerek dile getirmişti. Her ne kadar geçen yıllar içerisinde Torres&#8217;i de satmış olsa da&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2012/02/Raul-031.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-251" title="Raul 03" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2012/02/Raul-031.jpg" alt="" width="200" height="200" /></a>Raúl, Real Madrid&#8217;e transfer olduğunda doğal olarak, Atletico Madrid altyapısından alındığı için, bu takımda da kendisine alt yapıda görev verildi. Bu arada alt yapı derken bizdeki gibi PAF (Profesyonelliğe Aday Futbolcu) statüsünde değil de, zaten profesyonel olan fakat alt liglerde yer alan Real Madrid C takımının kastedildiğini de belirtmekte fayda var. Bu takımda forma giymeye başladığında gösterdiği performans (7 maçta 13 gol), (o yıllardaki) Real Madrid Sportif Direktörü ve futbolculuk yaşantısında da başarılı bir kariyere sahip, yani futbolcunun iyisinden anlayacak tecrübeye ve bilgiye sahip Jorge Valdano&#8217;nun beğenisini kazanmıştı. Kendisini, bir başka Real Madrid efsanesi Emilio Butragueño&#8217;nun veliahtı olabilecek potansiyelde bulan Jorge Valdano, Real Madrid A takımına almakta çok da fazla tereddüt etmemiş olsa gerek&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Raúl; 29 Ekim 1994 tarihinde, 17 yıl ve 124 günlük olarak, takımın en genç oyuncusu olma ünvanıyla çıktığı ilk resmi maç olan deplasmandaki Real Zaragoza karşılaşmasında gol atarak, daha ilk maçında Valdano&#8217;ya &#8220;Rahat ol, efsane başlıyor&#8230;&#8221; mesajını vermişti. Akabinde de Santiago Bernabéu&#8217;daki ilk karşılaşmasında ise tesadüf odur ki Atletico Madrid&#8217;e karşı forma giymiş ve yine golünü atmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2012/02/Raul-041.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-245" title="Raul 04" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2012/02/Raul-041.jpg" alt="" width="240" height="200" /></a>Real Madrid kariyeri boyunca, Şilili Ivan Zamorano, İspanyol Fernando Morientes, Fransız Nicolas Anelka, İngiliz Michael Owen gibi daha pek çok forvetle birlikte oynamış ve yıllar içinde hepsini eskitmiş olsa da, o her daim ilk 11&#8242;deki yerini korumayı başarmıştır, ta ki uzadıkça uzayan neyse ki kariyerini bitirmesini gerektirmeyen sakatlık illetine tutulup, formasını Karim Benzema&#8217;ya kaptırana kadar&#8230; Zaten, bu süreçte oluşturduğu istikrarı bozmak istemeyen teknik direktör Mourinho&#8217;nun 3. ya da 4. tercihi olmayı (haklı olarak) istemeyerek, Schalke 04&#8242;e transfer oldu. Ne yalan söyliyim, yaşı 30/31 olsa da Real Madrid&#8217;den ayrılacağını ve o günlerdeki dedikodulara göre Katar&#8217;a ya da ABD&#8217;ye gitmesi beklenen Raúl&#8217;u bonservisine değil ama maaşına servet ödemek pahasına Trabzonspor&#8217;un transfer etmesini düşleyerek o yazı geçirmiştim. Şu an bile, Türkiye&#8217;ye Guti&#8217;nin bile gelmeyi kabul etmiş olmasına dayanarak söylüyorum ki, (elbette İstanbul ile Trabzon&#8217;un tercihteki farklılığını da göz ardı etmeyerek) Raúl Schalke&#8217;ye evet dediğinde Şampiyonlar Liginde oynama fırsatı kararındaki en önemli etken olmuştu, ancak para da bir o kadar tatminkar olabilirdi belki de&#8230; Türkiye&#8217;ye gelen onca yabancı oyuncuyu düşündüğümüzde, kimler için &#8220;Asla gelmez.&#8221; diyerek yanıldığımızı bir kez daha hatırlatmakta fayda var. Böyle bir hayali bir Raúl, bir de Hernan Crespo için kurmuştum, her ikisinin de &#8220;Fatih Tekke sonrası sendromu&#8221;na denk gelmesi tek ve yeterli sebeptir zaten&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2012/02/Raul-051.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-246" title="Raul 05" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2012/02/Raul-051.jpg" alt="" width="200" height="213" /></a>Raúl denilince aklımda tek bir olay canlanıyor: Kaleye nerden atıldığı önemli olmayan, ancak isabetli bir şut sonrasında kalecinin topa müdahale edip sektirmesi, ve de Raúl&#8217;un her daim orda olup pozisyonu tamamlayıp, gol yapması&#8230; Kariyerinin özeti belki de budur. Günümüz futbolcularının belki de mübalaasız %99&#8242;unda olmayan bir top takibi&#8230; Onu farklı kılan, ancak her futbolcuda esasen olması gereken bir özellik: &#8220;Topu kalecinin ellerinde ya da oyun alanının dışında görmeden, pozisyonun bitmediği&#8221; gerçeğini asla unutmamak&#8230; Hatta öyle ki, bir dönem İnter&#8217;le fırtına gibi esip, rakip tanımadığımız günlerimizde bile Play Station&#8217;da tek baş belamız olan bir takipçilik bu&#8230; <img src='http://www.ersincoach.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p style="text-align: justify;">İşin esprisi bir tarafa, Raúl&#8217;e pozisyon bilgisinden 10 üzerinden 10 verirsem, günümüz futbolcuları içinde bir başkası 10 üzerinden 9&#8242;u bile zor bulur. Şu aralar Burak Yılmaz&#8217;ın hayranlık verici, savunma arkasına koşularının, uzun yıllar boyunca en önemli uygulayıcısıydı. Şu aralar bu görüntüden uzak olmasının nedeninin yaşından değil, Alman futbol tarzından kaynaklandığını düşünüyorum. Evet, Almanya&#8217;da da savunmalar orta sahaya yakın kuruluyor, ancak hücum organizasyonları Barcelona etkisinden olsa gerek, (en azından yeri geldiğinde) uzun topla çıkmak yerine, ayağa paslarla ilerlemek üzerine kurulmuş durumda. Hal böyle olunca da, tabi ki savunmalar da topun karşısında kalarak geriye çekilmeye ve arkalarında boşluklar bırakmamaya çalışıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Raúl&#8217;ün beni ve muhtemelen daha pek çok kişiyi şaşırtan bir diğer özelliği ise, (belki uç bir örnek olacak ama Jan Koller kadar) uzun boylu olmasa da hava toplarındaki hakimiyetidir. Ortalama bir boya sahip olmasına karşın attığı kafa golleri ve hepsi bir yana, havadayken topu istediği gibi yönlendirebilme becerisi, gerçekten takdire şayan bir özellik.</p>
<p style="text-align: justify;">Yaşayan bir efsane hakkında, hele ki tv sayesinde canlı canlı izleyerek gözlemleyebilme fırsatımızın olduğu bir futbolcuyla ilgili olarak söylenebilecek çok da fazla bir şey yok aslında&#8230; Tabi, demek istediğim &#8220;Hele bir futbolu bıraksın, sonra konuşuruz.&#8221; değil&#8230; Anlatacak, söylenecek, sıra dışı çok özelliği olmasına rağmen, herkesin görebildiği şeyleri yazmak, gereksiz olacağı için, sözü uzatmamak benimki&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2012/02/Raul-061.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-247" title="Raul 06" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2012/02/Raul-061.jpg" alt="" width="200" height="200" /></a>Yazıyı bitirirken, son olarak eklemek istediğim bir detay da şu: Raúl, uzunca bir süre hatta bir kaç yıl boyunca, gollerden sonra klasik haline gelmiş bir gol sevinciyle, yüzüğünü öperek tribünlere koşar, attığı golü kutlardı. İlk başlarda bir çeşit &#8220;tarz&#8221; olarak düşündüğüm bu davranışını ısrarlı bir şekilde sürdürmesinden sonra anladım ki baya baya bildiğimiz &#8220;Romantik&#8221;&#8230; Zaten, internette şöyle küçük bir araştırma yaptığımızda da görebileceğimiz üzere henüz 33 yaşında ve 5 çocuk babası olması bunun ispatı olsa gerek&#8230; <img src='http://www.ersincoach.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p style="text-align: justify;">Bir de aklıma gelmişken, ismi lazım olmayan bir bilgisayar oyununda; futbolcuların özelliklerini belirtmek maksadıyla kullanılan, bir çeşit kart düzeni mevcut. Bu kartlardan birisinin adı da; golcü oyuncular için kullanılan ve bitiriciliğinin olağan üstü bir standartta olduğunu ifade eden &#8220;Fox in the box&#8221; (anlamı &#8220;Ceza sahasında Tilki&#8221; olur muhtemelen)&#8230; Ne zaman bu oyunu oynasam ve bu karta sahip bir oyuncu görsem, kendisini direk Raúl&#8217;le mukayese ediyorum. <img src='http://www.ersincoach.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Onun için bu firmaya sesleniyorum: En iyisi mi ya bu özelliği kaldırın, ya da başka bir ad bulun, yoksa bu gidişle daha çok golcü çürüğe çıkacak sayemde&#8230; <img src='http://www.ersincoach.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ersincoach.com/?feed=rss2&#038;p=233</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rutin</title>
		<link>http://www.ersincoach.com/?p=227</link>
		<comments>http://www.ersincoach.com/?p=227#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 15:08:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ersin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ersin Koç]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ersincoach.com/?p=227</guid>
		<description><![CDATA[Yine bir gece vakti oturmuşum masamda, Yine rüyalardayım uykuda olmasam da. Seni düşünmek için bahane bulmasam da, Ne yapayım! Sensin tek; endişem de, tasam da. Yüreğim avaz avaz haykırıyor ismini, Aklım bir an atmıyor, hayalimden cismini, Unutsam da; olduğun günlerin bir kısmını, Kalbime kazımışım bir küçücük resmini. Geç de olsa öğrendim, aşkın ne olduğunu, Anladım &#8230; </p><p><a class="more-link block-button" href="http://www.ersincoach.com/?p=227">Devamını oku &#187;</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">Yine bir gece vakti oturmuşum masamda,<br />
Yine rüyalardayım uykuda olmasam da.<br />
Seni düşünmek için bahane bulmasam da,<br />
Ne yapayım! Sensin tek; endişem de, tasam da.</p>
<p style="text-align: center;">Yüreğim avaz avaz haykırıyor ismini,<br />
Aklım bir an atmıyor, hayalimden cismini,<br />
Unutsam da; olduğun günlerin bir kısmını,<br />
Kalbime kazımışım bir küçücük resmini.</p>
<p style="text-align: center;">Geç de olsa öğrendim, aşkın ne olduğunu,<br />
Anladım bir gün aşkın, insanı bulduğunu,<br />
Yaşamasa da insan her zaman umduğunu,<br />
Düşlüyor hep zamanın, &#8220;bir süre&#8221; durduğunu&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">                                                    by Ersin Koç (2010)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ersincoach.com/?feed=rss2&#038;p=227</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Korner ve Savunma</title>
		<link>http://www.ersincoach.com/?p=197</link>
		<comments>http://www.ersincoach.com/?p=197#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2012 12:29:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ersin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Adam]]></category>
		<category><![CDATA[Alan]]></category>
		<category><![CDATA[Korner]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ersincoach.com/?p=197</guid>
		<description><![CDATA[Her ne kadar futbolun detaylarıyla hiç de uğraşılacak bir dönem yaşamasak da, bir kaç haftadır bu konu &#8220;üzerime üzerime&#8221; sağlı sollu ataklar yapıp, her yerde karşıma çıktığı için, bahsetmem şart oldu zannımca&#8230; Aslında uzun süreden beri kendimce eleştirir dururum, ancak bir türlü gelişme yaşandığını görmek mümkün olmuyor. Duran toplar konusunda maalesef ülkemizde ciddi bir zafiyet &#8230; </p><p><a class="more-link block-button" href="http://www.ersincoach.com/?p=197">Devamını oku &#187;</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Her ne kadar futbolun detaylarıyla hiç de uğraşılacak bir dönem yaşamasak da, bir kaç haftadır bu konu &#8220;üzerime üzerime&#8221; sağlı sollu ataklar yapıp, her yerde karşıma çıktığı için, bahsetmem şart oldu zannımca&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Aslında uzun süreden beri kendimce eleştirir dururum, ancak bir türlü gelişme yaşandığını görmek mümkün olmuyor. Duran toplar konusunda maalesef ülkemizde ciddi bir zafiyet var. Oysa ki; kazanıldığında gol yapma ihtimali oldukça fazla olan avantajı, nedense bir türlü başarıyla yerine getirmeyi beceremiyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Hadi Türk olduğumuz için, delikanlılık yapıp eşit şartlarda mücadele etmeyi, avantaj kullanmamayı seviyoruz, onu anladık&#8230; Ama iş savunmaya gelince neden beceremiyoruz, ona espri mahiyetinde bile olsa bir cevap bulamıyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Bana göre problemin kaynağı henüz hangi savunma mekanizmasına göre hareket etmemiz gerektiğini bilemiyor olmamız. Kulüplerimizin hepsi, milli takım da dahil olmak üzere; (babadan görme) adam paylaşımını kullanıyor. Buna karşın, özellikle Avrupa&#8217;da başarılı olmuş bir çok kulüp ve teknik direktör ise artık alan savunmasının etkinliğini fark etmiş durumda. Bir üçüncü seçenek olarak ise karışık savunma denilen, bazı oyuncuların adam paylaşımı yaptığı, bazılarınınsa alan savunduğu düzen söz konusu.</p>
<p style="text-align: justify;">Adam paylaşımı; oyunculara tanıdığı davranış serbestliği açısından rahat olduğu için ülkemizde tercih edilmekte diye düşünüyorum. Yani şöyle ki, savunma oyuncusu tek bir rakip oyuncuyu kontrol altında tutmaya konsantre olmuş durumda, itiş-kakış bolca yaşanabiliyor ve sık sık rakibe yapabileceği hamlelerle (kol, kafa, dirsek, vs&#8230;) &#8220;iç huzura(!)&#8221; kavuşma imkanı buluyor. Kendi açısından şahane bir düzen, tek bir adamı kontrol et yeter, o gol atmadığı sürece sorun yok. Bir de nasıl olsa kazanıp-kaybetmek önemli değil, o işlerle başkaları ilgilendiği için&#8230; <img src='http://www.ersincoach.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  (Neyse, inceden laf da dokundurduğuma göre devam edebiliriz) Öte yandan, alan paylaşımı; uzun süre tekrarlı çalışmalar gerektirdiğinden, bizim gibi tembelliğe bayılan bir toplum için &#8220;rahatın bozulması&#8221; demek olacağından, doğal olarak tercih edilmesi hiç de cazip gelmemektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ancak, alan savunması uygulayan kulüplerin daha başarılı olduğu ortada&#8230; Bunu görebilmek için &#8220;illaki istatistiklere bakılmalı&#8221;yı savunanlar için: duran topların tümünde alan savunması uyguladığı Liverpool&#8217;lu günlerindeki <a href="http://www.rafabenitez.com/web/index.php?act=mostrarBlog&amp;id_entrada=32&amp;idioma=in">Benitez&#8217;in istatistiği</a>ni incelemelerini öneririm.</p>
<p style="text-align: justify;">Düşünceme göre en ideali, karışık savunma, ancak onun da bazı dezavantajları var. Şöyle ki, bu düzen içerisinde alan savunanlar ile adam paylaşımı yapanlar, &#8220;yer kullanımı&#8221; konusunda problem yaşayabilirler. Bunun yanında, rakipler bir kaç haftalık performansı mercek altına alarak, bir iki oyuncusunun kuracağı küçük tuzaklarla, olay yerini &#8220;cinayet mahali&#8221;ne dönüştürebilirler. Onun için herkesin aynı düzende hareket etmesi çok daha basit ve işlevsel olacaktır. Ancak, taşlar yerine oturduğunda (işler makineleşip, otomatiğe bağlandığında) herkes ne yapması gerektiğini tam olarak benimsediğinde ise bu yolla rakipleri etkisiz kılmak diğer sistemlere nazaran çok daha kolay hale gelecektir. İdmanlarda tam tersi olsa da, sahada &#8220;az çaba, çok fayda&#8221; oluşacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Biz yine de en basite döner ve herkesin aynı sistem içerisinde hareket ettiğini kabul edersek ve de adam paylaşımının kullanışlı olmaktan çok uzak olduğunu da yinelersek, elde kalan tek seçeneğin alan savunması olduğunu görürüz. Bu nedenle tekrar ona dönelim. Karşımıza çıkan ilk ve en esaslı sorun ise, alan savunurken nasıl bir yol izleneceği&#8230; Elbette ki adından da belli olduğu gibi, her oyuncu savunmakla yükümlü olduğu bir bölgeden sorumlu olacak, ancak bu bölgeler neye göre belirlenecek?</p>
<p style="text-align: justify;">Tam da bu noktada şunu da belirteyim ki, bu konu akademik çalışmalarla ele alınması ve üzerine uzun uzun araştırmalar yapılması gereken, oldukça karışık ve derin bir mevzu. Amacım, sadece konunun ehemmiyetine ve etkisine dikkat çekmek&#8230; Bu konuda elbetteki değişik düşünceler söz konusu, ancak antrenörler tarafından en yaygın tercih edileni ceza alanını bölgelere ayırıp, her bölgeye oyuncu yerleştirmektir: Aşağıdaki <a href="http://www.fourfourtwo.com.tr/2011/12/06/kornerlerde-alan-savunmasi-taktigi/">örnek</a>te olduğu gibi&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2012/01/Set-Piece.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-203" title="Set Piece" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2012/01/Set-Piece.jpg" alt="" width="278" height="209" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Burada esas olay; ceza sahası içerisini fazla sayıda parçalara ayırmak değil, oyuncuların etkinliğini en üst seviyeye çekmektir. Bu nedenle oyuncuların tepkileri bir düzen içerisinde ve alan paylaşımını muhafaza edecek şekilde olmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Savunma oyuncuları zaten maç boyunca çoğunlukla savunma yapmak durumunda olduğundan, onların görev yerlerini ve görevlerini belirlemek kolay. Zor olan ise takımın geri kalan oyuncularının görevleri ve yerleri&#8230; Savunma düzeni, takımın oyun planı ile doğrudan alakalı olduğundan, oyun planına göre oyuncuların duracakları yerleri belirlemek gerekmekte. Yani, sadece alan doldurmak amacıyla oyuncuları yerleştirmek işe yaramayacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Son olarak, topu uzaklaştırırken aynı anda hücuma geçişi de hesap etmek gerektiğinden; topu taç çizgisine doğru, mümkünse oyun alanı içerisinde ve kendi yarı sahasında ancak orta saha çizgisine yakın bir bölgeye uzaklaştırmak faydalı olacaktır. Bu sayede kontra atak denilen hızlı hücum için fırsat yakalanmış ve rakip gol ararken zayıf bıraktığı yarı alanına hızlı geçişle gol bulma imkanı elde edilmiş olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Yazının finalini şu sözleri hatırlatarak yapmak istiyorum: Maç kazanmak için &#8220;muhakkak&#8221; gol atmak gerekir. Ancak öne geçmeyi başarsanız bile skoru korumanız da şart. Bazen de öyle zamanlar olur ki alınacak &#8220;0-0&#8243;lık beraberlik bile çok şey ifade eder. Bunun için de iyi savunma yapmaya mecbursunuz. Dünya üzerinde hiçbir takım stratejisini, &#8220;rakip takımdan 1 fazla gol atabilmek&#8221; üzerine kurmaz. Bu nedenle, &#8220;Hücum, üstünlük kurmanızı sağlayansa; savunma da üstünlüğü muhafaza etmenin anahtarıdır.&#8221; Savunma yapmaya çalışırken belki de en tehlikeli ancak en ihmal ettiğimiz kısmı ise duran toplar&#8230; Umarım, ilerleyen günlerde bu konuda bir ilerleme görebilirim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ersincoach.com/?feed=rss2&#038;p=197</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kaptanların Kaptanı: Fernando Ruiz Hierro</title>
		<link>http://www.ersincoach.com/?p=135</link>
		<comments>http://www.ersincoach.com/?p=135#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Jan 2012 11:49:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ersin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Defans]]></category>
		<category><![CDATA[Hierro]]></category>
		<category><![CDATA[Kaptan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ersincoach.com/?p=135</guid>
		<description><![CDATA[1968 yılında Malaga&#8217;da doğan Fernando Ruiz Hierro, kariyerinin büyük bölümünü geçirdiği Real Madrid&#8217;in efsanelerinden birisi olarak hatırlanır. Emekli olalı daha 10 yıl bile olmasa da bir çok Real Madrid taraftarının, O&#8217;nu şimdiden çok özlediğine pek çok sosyal paylaşım sitesinde tanık olmaktayım. Kariyeri başarılarla dolu olan ve biri hariç kazandığı tüm kupaları Real Madrid forması giydiği &#8230; </p><p><a class="more-link block-button" href="http://www.ersincoach.com/?p=135">Devamını oku &#187;</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/Hierro-05.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-149" title="Hierro 05" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/Hierro-05.jpg" alt="" width="455" height="300" /></a>1968 yılında Malaga&#8217;da doğan Fernando Ruiz Hierro, kariyerinin büyük bölümünü geçirdiği Real Madrid&#8217;in efsanelerinden birisi olarak hatırlanır. Emekli olalı daha 10 yıl bile olmasa da bir çok Real Madrid taraftarının, O&#8217;nu şimdiden çok özlediğine pek çok sosyal paylaşım sitesinde tanık olmaktayım.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/Hierro-01.jpg"><img class="alignright  wp-image-144" title="Hierro 01" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/Hierro-01.jpg" alt="" width="180" height="180" /></a>Kariyeri başarılarla dolu olan ve biri hariç kazandığı tüm kupaları Real Madrid forması giydiği 14 yıllık süreçte elde eden Hierro, Malaga alt yapısında futbola başladıktan sonra ilk &#8220;A takım&#8221; düzeyindeki performansını La Liga&#8217;da Real Valladolid formasıyla göstermiştir. 2 yıl formasını giydiği takımda 58 La Liga maçında 3 gol kaydederken kendisini bir defans oyuncu olarak bilmemize rağmen, o yıllarda genellikle orta sahada defansif sorumluluk üstlenerek boy göstermiş, ardından bizlere adını duyurmasını sağlayan Real Madrid&#8217;e transfer olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/Hierro-09.jpg"><img class=" wp-image-151 alignleft" title="Hierro 09" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/Hierro-09.jpg" alt="" width="122" height="175" /></a>Real Madrid&#8217;e transfer olduğu 1989 sezonunda 37 maçta 7 gol kaydeden Hierro, sonraki üç sezonda toplam 44 gole imza atmıştır ki şaşırtıcı performansını 91-92 sezonunda attığı 21 golle göstermiştir. Real Madrid günlerinin yanı sıra milli takımda da göze batan bir performans sergileyen Hierro, milli takımdaki kariyerinde 89 maçta 29 gol atarak  kısa bir süre için de olsa milli takımın en golcü oyuncusu ünvanını elde etmişti, şu günlerde ise eski takım arkadaşı Raúl ve David Villa bu ünvanı ondan almış bulunmaktalar. 2003 sezonu sonuna kadar Real Madrid&#8217;de geçirdiği günlerinde, bir çok futbolcunun hayal bile edemeyeceği 3 Şampiyonlar Ligi/Şampiyon Kulüpler Kupası, 1 UEFA Süper Kupa, 2 Kıtalararası Kupa, 5 La Liga, 1 İspanya Kupası ve 4 İspanya Süper Kupası kazanmıştır. Bu süreçte 97-98 sezonunda UEFA tarafından yılın defans oyuncusu, 2002 Dünya kupasında ise turnuvanın altın 11&#8242;ine seçilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/Hierro-02.jpg"><img class="wp-image-145 alignleft" title="Hierro 02" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/Hierro-02.jpg" alt="" width="180" height="160" /></a><a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/Hierro-06.jpg"><img class="alignright  wp-image-148" title="Hierro 06" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/Hierro-06.jpg" alt="" width="160" height="200" /></a>Başarı dolu yıllarının ardından, basında çıkan haberlere göre dönemin kulüp başkanı tarafından istenmemiş ve takımdan gönderilmesine karar verilmiş, O da tercihini Katar&#8217;ın Al-Rayyan kulübünden yana kullanmıştır. Katar&#8217;daki 1 yıllık  sürede Katar kupasını kazansa da, daha ciddi bir rekabet ortamı aramış olacak ki Bolton Wanderers&#8217;a transfer olmuş, burada geçridiği sezonun ardından tüm ısrarlara rağmen daha fazla futbol oynamayı reddederek kariyerini noktalamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/Hierro-10.jpg"><img class="alignleft  wp-image-152" title="Hierro 10" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/Hierro-10.jpg" alt="" width="120" height="120" /></a>Aktif futbolculuk yaşantısı sonrası; bir süre İspanya Futbol Federasyonu&#8217;nda Sportif Direktör olarak görev yapmış, ardından doğduğu şehre dönerek ilk takımı Malaga&#8217;da aynı göreve getirilmiş ve halen bu kulüpteki görevine devam etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/Hierro-03.jpg"><img class="alignright  wp-image-146" title="Hierro 03" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/Hierro-03.jpg" alt="" width="180" height="180" /></a>Real Madrid&#8217;deki günleriyle hafızama yer etmiş olan Hierro ile ilgili hatırladığım en önemli detayların başında, iyi bir penaltıcı olduğu ve serbest vuruşlardan zaman zaman enfes gollere imza atmış olmasıdır. Tabii ki pek çok defans oyuncusu gibi kazanılan kornerlerde etkili kafa vuruşlarıyla rakip kaleye gönderdiği gollerini de ifade etmek gerekir. Defansif özelliklerinden bahsedecek olursam, son müdahalelerde ne denli başarılı olduğunu ifade etmeme gerek dahi olmasa da hava toplarında rakiplerine karşı üstün, adam markajı konusunda prangadan farksız, alan savunmasının en önemli unsurlarından olan kademe yapmada son derece dikkatli, hepsinden önemlisi kazandığı topları uzun paslarla asiste dönüştürme becerisi mükemmel olan ancak bu özelliği maalesef sonraki nesle pek de iyi örnek olmamış bir futbolcuydu. Kazanılan topları kontra atağa dönüştürmenin ancak böyle usta ayaklara mahsus bir davranış biçimi olduğunu anlamamakta ısrar eden bir çok futbolcuyu zikretmek mümkün.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/Hierro-08.jpg"><img class="alignleft  wp-image-150" title="Hierro 08" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/Hierro-08.jpg" alt="" width="135" height="200" /></a>Franz Beckenbauer&#8217;den miras kalan savunmadan aldığı topla rakip kaleye ilerleme özelliği kendisinde de zaman zaman görülen Hierro, örnek futbolcu karakteriyle gerek kulübü Real Madrid&#8217;de, gerekse milli takımda yıllar boyunca kaptanlık pazubandını taşımıştır. Zaten, Real Madrid&#8217;de yıllarca yaptığı kaptanlık görevini emanet ettiği Raúl; Hierro için şu tanımlamayı yapmıştır: &#8220;Oyun alanında bir futbolcu olarak müthiş bir örnekti. O, kaptanların kaptanıydı.&#8221; Yazımın başlığını da Raúl&#8217;un bu ifadesinden alıntı yaparak seçmemin nedeni, gerçekten de Real Madrid&#8217;de birlikte oynadığı Raúl, Guti, Roberto Carlos, Zidane, Figo, Casillas gibi pek çok takım arkadaşının; Hierro takımdan ayrıldıktan sonra kaptanlık yapmış ve bu açıdan bakıldığında &#8220;Kaptanların Kaptanı&#8221; denilmeyi hak etmiş olmasındandır.</p>
<p style="text-align: justify;">Uzun boyu ve zaman zaman hırçın tavrını hatırladığımda, Tolunay Kafkas&#8217;ı kendisine benzettiğim Hierro, mücadeleci tarafı ve kaptanlık yapmanın verdiği ciddi tavırlarını karakteriyle de örtüştüren bir futbolcu olarak, genç futbolcu adaylarının örnek alması gereken, futbolda her zaman ihtiyaç duyulacak, ender karakterlerden birisidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ersincoach.com/?feed=rss2&#038;p=135</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>10 Numara Panzer: Thomas Jürgen &#8220;Icke&#8221; Häßler</title>
		<link>http://www.ersincoach.com/?p=112</link>
		<comments>http://www.ersincoach.com/?p=112#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Jan 2012 14:35:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ersin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Häßler]]></category>
		<category><![CDATA[Icke]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Saha]]></category>
		<category><![CDATA[Panzer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ersincoach.com/?p=112</guid>
		<description><![CDATA[Sene 1990&#8230; Televizyonda İtalya &#8217;90 Dünya kupası maçları başlıyor ve ben daha ilkokula bile gitmediğim çocuk yaşlarımda futbol düşkünü aile bireylerim ve hatta kuzenlerim sayesinde bir kaç yıldır izlediğim ve yavaş yavaş iyice tanımaya başladığım oyuncuları bir kez daha ekran başında izliyordum. Doğal olarak o yaşlardaki bir çocuk için futbol sadece oynaması çok zevkli bir aktiviteydi. &#8230; </p><p><a class="more-link block-button" href="http://www.ersincoach.com/?p=112">Devamını oku &#187;</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/Haessler-07-k.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-110" title="Haessler-05" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/Haessler-07-k.jpg" alt="" width="239" height="200" /></a>Sene 1990&#8230; Televizyonda İtalya &#8217;90 Dünya kupası maçları başlıyor ve ben daha ilkokula bile gitmediğim çocuk yaşlarımda futbol düşkünü aile bireylerim ve hatta kuzenlerim sayesinde bir kaç yıldır izlediğim ve yavaş yavaş iyice tanımaya başladığım oyuncuları bir kez daha ekran başında izliyordum. Doğal olarak o yaşlardaki bir çocuk için futbol sadece oynaması çok zevkli bir aktiviteydi. Ancak, isimlerini sıkça duyduğum oyuncuları izlerken  ilk defa; oyuncuların mevkiisinin, sorumluluklarının ve onları farklı kılan yeteneklerinin ciddi anlamda farkına varmaya başlıyordum. Bu süreçte de kendisine fazlasıyla hayranlık duymasının yanısıra, boyu ve simasıyla birlikte -sonradan farkına varabildiğim- futbol oynama tarzının da kendisine çok benzediği kuzenimin ağzından ismini sıkça işittiğim Häßler (Türkçe haliyle yazılışı &#8220;Haessler&#8221;, okunuşu &#8220;Hesler&#8221;) ilk dikkatimi çeken isimlerin başında gelir.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/Haessler-01-k.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-106" title="Haessler-01" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/Haessler-01-k.jpg" alt="" width="200" height="250" /></a>1.65&#8242;lik boyuyla bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi ve de -tabiri caizse- &#8220;pire gibi&#8221; çabukluğu ve süratiyle izlerken kendisine hayran olmamak mümkün değildi. Top kullanmaktaki zekası ve becerisi öyle üst düzeydeydi ki, attığı çalımlar ve pasları gördükçe, &#8220;O anda bunu nereden akıl edebildi?&#8221; ve &#8220;Topu oraya nasıl attı?&#8221; gibi duyulan hayranlığı ifade eden cümleleri sarfetmekten insan kendini alamıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Klasik 10 numara figürlerinin popüler olduğu ve Maradona başta olmak üzere -son dönemleri de olsa- Platini gibi isimlerin yer aldığı futbol dünyasında bu role kendine has bir üslup getiren farklı bir oyuncu profiliydi. Klasik 10 numaralardan beklenen bolca bire birle adam eksiltme ya da milimetrik paslarla hücum organize etme karakteristiğine, bu davranışları ölçülü sürelerle yapmak ve de en önemlisi defansif sorumluluğu da ekleyerek farklılığını belli ediyordu. Belki Maradona gibi kendi yarı sahasından başlayarak çalımlarla rakip kaleye ilerlemiyordu, ama zaten tarzı da değildi. Onun için rakibi bire birle geçmek &#8220;mecburiyet&#8221; halini aldığında başvurulan ve de layıkıyla yerine getirilen bir davranıştı. Kısacası oyuncu kimliğiyle tam bir takım oyuncusuydu, futbolun 11 kişiyle oynandığını ilk düdük çaldığında iliklerine kadar hisseden ve son düdüğe kadar da bu halde yaşayan örnek alınası bir futbolcuydu. Bugünlerde bire birle adam eksiltmeyi ustalık sayan bir çok futbolcudan bu konuda çok daha becerikli olmasına rağmen, paslaşarak adam eksiltmenin kolaylığını bilen üstün bir zekaya sahipti.<a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/Haessler-06-k.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-109" title="Haessler-04" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/Haessler-06-k.jpg" alt="" width="200" height="273" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Eşine az rastlanır bir futbolcu olmasına rağmen; 80&#8242;ler sonu ve 90&#8242;lar başındaki  futbolda en yoğun şekliyle gözlemlenebilen &#8220;krallar ve hamallar&#8221; ayrımında hamallardan yana tavır ortaya koyduğu ve ön planda olmak yerine takım oyununu öne çıkartmaya çalışan tarzıyla belki bir çok kişinin ortalama olarak değerlendirebileceği bir oyuncuydu. Bugün adlarını rahatlıkla sayabidiğimiz döneminin yıldız oyuncuları arasına belki bir çok kişi bu eşsiz yeteneği dahil etmeyi düşünmez bile.</p>
<p style="text-align: justify;">1966&#8242;da doğu-batı ayrımının sınır noktası olan Berlin&#8217;in batısında doğan Häßler, 1988 &#8216;de birleşen Almanya milli takımının ezici futbol tarzıyla &#8220;panzerler&#8221; lakabıyla anılmasını sağlayan -o yıllardaki kadrosunun- belki de en panzer ismiydi. Her daim maçın içinde olan ve sorumluluk üstlenen tarzıyla takım arkadaşlarına güven veren ve takım ruhunu ateşleyen figürlerindendi.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/Haessler-13-k.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-111" title="Haessler-06" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/Haessler-13-k.jpg" alt="" width="200" height="255" /></a>1984&#8242;de profesyonel futbol yaşantısına Köln takımında başladı, 1988&#8242;de milli takım oyuncusu oldu, 1989&#8242;da yılın Alman oyuncusu olmuştu. İtalya &#8217;90 elemelerinde kısa boyuna rağmen attığı kafa golüyle Almanlara turnuva ve de kupa biletini getirmişti. Bununla beraber Dünya kupasını kazanan Almanya&#8217;nın öne çıkan isimlerinden olması, O&#8217;na dönemin en yüksek bonservis bedellerinden olan 15 Milyon Mark gibi bir rakamla kupanın gol kralı Salvatore Scillachi ile İtalya ve Dünya futbolunun yıldızlarından Roberto  Baggio&#8217;nun da formasını giydiği Juventus&#8217;un kapılarını açmıştı. Bir sezon sonra ise 14 Milyon Mark karşılığında Roma&#8217;nın yolunu tuttu. 3 sezon oynadıktan sonra, ülkesine döndü ve sırasıyla Karlsruher SC, B. Dortmund ve 1860 Munih formaları giydi. 2003 yılında 1 sezon formasını giydiği Avusturya takımı Salzburg&#8217;da oynadı ve aktif futbol yaşantısını noktaladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Kulüpler düzeyinde bir türlü şansı gülmedi: Köln&#8217;de oynarken 2 kez Bundesliga&#8217;yı 2. sırada bitirdi, 1 kez UEFA finali kaybetti. Roma&#8217;da oynarken 1 kez İtalya kupası finalini, Karlsruher SC&#8217;de ise 1 kez Almanya kupası finalini kaybetti.</p>
<p style="text-align: justify;">Buna karşın Almanya Milli takımıyla işler yolundaydı: İtalya &#8217;90 Dünya kupasını kazandıktan sonra Euro &#8217;92yi finalde kaybettiler, ama İngiltere &#8217;96da eksik kalmış Avrupa Şampiyonluğu ünvanını da elde etmeyi başardı.</p>
<p style="text-align: justify;">1992 yılında, 2. kez yılın Alman oyuncusu seçildi ve aynı yıl FIFA yılın futbolcusu ödülünde 3. sırada yer aldı.<a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/Haessler-03-k.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-107" title="Haessler-02" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/Haessler-03-k.jpg" alt="" width="200" height="243" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Futbolculuk yaşantısını noktaladıktan sonra eski hocası Berti Vogts&#8217;un yanında Nijerya milli takımında yardımcı antrenör (Assistant Manager) olarak görev aldı.  Nijerya federasyonu Berti Vogts&#8217;la birlikte O&#8217;nun da görevine son verdikten sonra futbola başladığı Köln&#8217;de yardımcı antrenörlük görevi yapmayı sürdürdü. 2010 yazında İskoç temsilcisi Kilmarnock teknik direktörlüğü için pazarlığa oturduysa da sonuç alamadı.</p>
<p style="text-align: justify;">Euro &#8217;96da Almanya teknik direktörlüğünü yürüten Berti Vogts, O&#8217;nun oyuncu yanı için &#8220;Kilit Taşı&#8221; tanımlamasının yanı sıra &#8220;dirençli ve cesaretli bir oyun kurucu&#8221; ve &#8220;fantastik bir yetenek&#8221; ifadelerini kullanırken, antrenörlük vasfı içinse &#8220;antreman sahasında muazzam bir organizatör&#8221; demiştir. Takım arkadaşlığını yapan oyunculardan olan Pierre Littbarski ise, &#8220;antreman sahasında iyi bir öğretmen&#8221; ve &#8220;hücumu defansa yeğleyen, saha içinde eğlenmek tarafına bakıldığında futbolu işten saymayan&#8221; birisi olarak tanımlar.</p>
<p style="text-align: justify;">İzlerken büyük keyif aldığım ve sayesinde futbolu daha da fazla sevdiğim, bir çok yönüyle futbolculuğuna hayranlık duyduğum, zihnimdeki ofansif orta saha tanımlamasına büyük ölçüde şekil veren, kısacası benim için anlam ifade eden bir futbolcu olan Häßler&#8217;in daha net anlaşılabilmesi için son olarak şu şekilde tarif etmek isterim: &#8220;Çoğunlukla sağ ayağını tercih etse de iki ayağını da etkili kullanabilen şöyle bir karışım düşünün; Umut Bulut&#8217;un çok &#8211; ama kesinlikle akıllı- koşan ve bitmeyen enerjisi, bir Xavi, bir Iniesta kadar yüksek top kontrolü ve saklama becerisinin yanı sıra oyun kurma kabiliyeti, -tanıdık bir isim olması için- Sergen Yalçın ya da Hagi gibi isabetli ve çoğunlukla baraj üzerinden kesme frikikleri, süratinin ve kısa boyunun kazandırdığı çabukluğun artısıyla bire birde kolaylıkla adam eksiltmeler ancak kesinlikle abartmadan ve tadında bırakarak, bir de formda bir Colman&#8217;ın attığı ve sonunda rahat bir son vuruşa götüren milimetrik uzun ya da derin paslar&#8230; Kısacası bugünün genelde yüksek tempoda ve alan daraltarak oynanan futbol yapısında aranılandan fazlasına sahip bir kombinasyonda, orta sahanın hemen her bölgesinde etkili performans sergilemeyi başararak oynayabilme becerisine sahip, oyunu iki yönüne de oynayabilen ve dikine paslarla oynamayı benimseyen, rakiplerin kesinlikle çekinmesi ve önlem alması gereken, izlemesi keyif veren oyuncusu&#8230;&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Not: Lakabı olan &#8220;Icke&#8221;, Berlin şivesiyle &#8220;Ich&#8221; yani Almancada &#8220;ben&#8221; demek olan kelimeyi telafuz ediş tarzındaki farklılık -tam olarak bilmiyorum ama belki de komiklik- dolayısıyla kendisine verilmiş bir isim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ersincoach.com/?feed=rss2&#038;p=112</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşte Öyle Bir Şey&#8230;</title>
		<link>http://www.ersincoach.com/?p=169</link>
		<comments>http://www.ersincoach.com/?p=169#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Dec 2011 16:51:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ersin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ersin Koç]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrılık]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ersincoach.com/?p=169</guid>
		<description><![CDATA[Bir zamanlar yollardı tek engel aşkımıza, Şimdi yıllar dikildi, ne yazık karşımıza&#8230; Gün olur aşk acaba varır mı farkımıza, Yine mi şu ayrılık düşecek şansımıza? Yürek vazgeçmemişken, dil vazgeçebilir mi? Seni sevmek dururken, ayrılık seçilir mi? Elinden zehir olsa, düşünmem içilir mi&#8230; Gönlümdeki aşkına bir kıymet biçilir mi? Poster yapıp resmini assam duvarlarıma; Baksam; merhem &#8230; </p><p><a class="more-link block-button" href="http://www.ersincoach.com/?p=169">Devamını oku &#187;</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://psycoupe.deviantart.com/art/baby-don-t-go-85915660?q=boost%3Apopular%20gallery%3Apsycoupe&amp;qo=3"><img class="aligncenter  wp-image-171" title="&quot;Baby Don't Go&quot; by Psycoupe" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/baby_don__t_go_by_psycoupe.jpg" alt="" width="540" height="405" /></a>Bir zamanlar yollardı tek engel aşkımıza,<br />
Şimdi yıllar dikildi, ne yazık karşımıza&#8230;<br />
Gün olur aşk acaba varır mı farkımıza,<br />
Yine mi şu ayrılık düşecek şansımıza?</p>
<p style="text-align: center;">Yürek vazgeçmemişken, dil vazgeçebilir mi?<br />
Seni sevmek dururken, ayrılık seçilir mi?<br />
Elinden zehir olsa, düşünmem içilir mi&#8230;<br />
Gönlümdeki aşkına bir kıymet biçilir mi?</p>
<p style="text-align: center;">Poster yapıp resmini assam duvarlarıma;<br />
Baksam; merhem olur mu derin yaralarıma?<br />
Ben bile şaşıyorken bazen tavırlarıma;<br />
Ne desem boş, pişmanım, bütün hatalarıma&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">                                     by Ersin Koç (2010)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Not: <a title="Psycoupe" href="http://psycoupe.deviantart.com/art/baby-don-t-go-85915660?q=boost%3Apopular%20gallery%3Apsycoupe&amp;qo=3 " target="_blank"> Foto</a> için Psycoupe&#8217;a teşekkürler&#8230;</p>
<p>Ve de tabii ki aslında şimdiye dek teşekkür etmiş olmam icap eden, tüm bu yazıları sizlere ulaştırabilmemi sağlayan sitenin hazırlanması ve her zaman yardımıma sunduğu teknik destekleri için bir teşekkür de Altan Somay&#8217;a&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ersincoach.com/?feed=rss2&#038;p=169</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başka Söze Gerek Yok: &#8220;Batigol&#8221;</title>
		<link>http://www.ersincoach.com/?p=53</link>
		<comments>http://www.ersincoach.com/?p=53#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Dec 2011 14:03:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ersin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Batigol]]></category>
		<category><![CDATA[Forvet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ersincoach.com/?p=53</guid>
		<description><![CDATA[Temmuz 2011&#8242;den bu güne dek, muhtemelen benim gibi hiç kimsenin içinden futbol konuşmak, ya da tartışmak gelmiyordur. Ancak, yaşanan bunca süreç ne benim, ne de benim gibi futbola aşık futbolseverlerin suçu olmadığından; ve de Dünya üzerinde (her ne kadar beni ilgilendiren başlıca kulüp: Trabzonspor ve dolayısıyla başlıca lig: Türkiye ligi olsa da) başka liglerin de &#8230; </p><p><a class="more-link block-button" href="http://www.ersincoach.com/?p=53">Devamını oku &#187;</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/bati-fiorentina_k.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-60" title="bati fiorentina_k" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/bati-fiorentina_k.jpg" alt="" width="526" height="526" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Temmuz 2011&#8242;den bu güne dek, muhtemelen benim gibi hiç kimsenin içinden futbol konuşmak, ya da tartışmak gelmiyordur. Ancak, yaşanan bunca süreç ne benim, ne de benim gibi futbola aşık futbolseverlerin suçu olmadığından; ve de Dünya üzerinde (her ne kadar beni ilgilendiren başlıca kulüp: Trabzonspor ve dolayısıyla başlıca lig: Türkiye ligi olsa da) başka liglerin de varlığıyla futbolla olan bağımızı koparmamamız sayesinde yazmaya cesaret edebiliyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">İçimden elbetteki, Trabzonspor&#8217;a dair analizleri ve eleştirileri içeren bir yazı yazmak geçmekte, fakat mevcut şartlarda ligin pislikten arınıp, temizlendiğine dair &#8220;olmayan&#8221; inançlarım nedeniyle muhtemelen uzunca bir süre daha bu isteğimi ertelemek durumundayım. Fırsattan istifade, belki lig temposu içerisinde maç analizleri üzerine yazmaktan, fırsat bulamayacağım diğer yazılarıma bu süreçte yer vermek istiyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Futbola dair bakış açımı bir nebze ifade edebilmek adına, futbol mekanizması içerisindeki parçaları analiz etmek gerekir diye düşünüyorum ve de bu düşünceyle benim için anlam ifade eden bazı karakterleri mercek altına almak istiyorum. İlk konuğum da Arjantin&#8217;in yetiştirdiği bir cevher olan -Batigol- Gabriel Omar Batistuta olacak&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Batistuta&#8217;yı seçmiş olmamın özel nedeni ise, futbolculuk kariyerine nokta koyduktan sonra futbol içerisinde herhangi bir görev üstlenmemiş olmasıydı, ta ki bir kaç gün öncesine kadar. Evet, 21 Aralık 2011 tarihi itibariyle Arjantin 1. Lig takımlarından Colon&#8217;un sportif direktörlüğü görevini üstlendi. Bu vesileyle ismini her ne kadar bilmeyen olmasa da, hafızalarda derinlere gidip kaybolmaya yüz tutmuş bu yıldız ismi yeniden hatırlatmaya çalışayım.</p>
<p style="text-align: justify;">1988 yılında Arjantin&#8217;in Newell&#8217;s Old Boys takımında başlayıp, 2005 yılında Katar&#8217;ın Al-Arabi takımında futbolu noktalayana kadar, futbolculuk yaşantısının büyük bir bölümüne tanıklık etme fırsatı bulduğum Batigol için akla gelen ilk bilgi İtalya&#8217;nın Fiorentina takımının sembol isimlerinden birisi oluşudur. Öyle ki, takımı 1993 yılında Serie B&#8217;ye düşerken, Stefan Effenberg, Brain Laudrup gibi isimler kulübü terk ederken, Batistuta Barça&#8217;nın teklifini geri çevirerek  terketmemiş ve takım tekrar Serie A&#8217;ya şampiyon olarak yükselirken, takımın en kilit ismi olmuştur. Fiorentina taraftarlarının gözünde sembol olabilmesinin arkasında O&#8217;nun bu &#8220;vefası&#8221; olsa gerek.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/bati-newells_k2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-93" title="bati-newells_k2" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/bati-newells_k2.jpg" alt="" width="190" height="190" /></a>Kariyerindeki rakamlara göz atarsak; 1988–1989 Newell&#8217;s Old Boys 24 Maç 7 Gol, 1989–1990 River Plate 21 Maç 4 Gol, 1990–1991 Boca Juniors 30 Maç 13 Gol, 1991–2000 Fiorentina 269 Maç 168 Gol, 2000–2003 Roma 63 Maç 30 Gol, 2003 İnter (Kiralık) 12 Maç 2 Gol, 2003–2005 Al-Arabi 21 Maç 25 Gol, 1988-2005 Kulüp (Toplam) 441 Maç 249 Gol, 1991-2002 Arjantin Milli Takımı 78 Maç 56 Gol</p>
<p style="text-align: justify;">Lakabı Batigol&#8217;ün nerden geldiğini çözmek çok da zor olmasa da BATİstuta=GOL&#8217;den Batigol olduğunu yine de söylemekte yarar var. Bu lakabın ortaya çıkmasını sağlayan gelişmeyse 1994 Dünya Kupası sonrasında İtalya&#8217;da sezonun ilk 11 maçında 11 gol atarak Enzio Pascutti&#8217;nin rekorunu kırması ve sezonu da 26 golle tamamlasıdır.<a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/bati-river_k.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-62" title="bati river_k" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/bati-river_k.jpg" alt="" width="190" height="190" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">İstatistiklerin arasında kaybolmadan, O&#8217;nu hatırlatan bazı özelliklerinden bahsetmek istiyorum. Futbolda en beğendiğim olay olan serbest atışlarda golcü olarak pek alışık olmadığımız şekilde oldukça başarılıydı. Elbette ki bir çok serbest vuruş ustası gibi barajın üstünden kesme atarak kaydettiği gollerini fazla hatırlamasak da barajın yanından ya da altından sert ve düzgün, zaman zaman kavisli şutlarıyla birçok gol kaydetmiştir. En önemli artılarının başında şüphesiz bitiriciliği gelmekte. İki ayağını da oldukça etkili kullanabilmesi dışında 1.85 lik ortalama bir boyla hava toplarında da olduça etkiliydi. Çocukluk yıllarında spora futbolla değil basketbolla başlayışı nedeniyle; zıplama konusundaki artısıyla bu denli yetenekliydi sanırım. <a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/bati-boca_k.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-63" title="bati boca_k" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/bati-boca_k.jpg" alt="" width="190" height="190" /></a>Ağırlıklı olarak 2000&#8242;li yılların başında telafuz edilmeye başlanan pivot santrafor tipine ideal bir örnekti, belki de bu türün çıkış kaynağı kendisiydi&#8230; Kariyeri boyunca çoğunlukla çift santraforlu sistemlerde rol almış olsa da tek başına oynatıldığında da takım arkadaşlarını oyuna dahil ederek gol atma görevini ihmal etmeden kendisinden beklenileni son derece başarılı şekilde yerine getirebilmekteydi. 80&#8242;lerin sonu ve 90&#8242;ların başında Arjantin milli takımında Claudio Canigga gibi süratli bir forvetle birlikte oynarken hız konusunda belki Caniggia ile yarışamazdı ancak ortalamanın üzerinde bir sürati olduğunu kabul etmek gerekir. Teke tek rakip geçme konusunda affı yoktu. Hele hareketli toplara gelişine O&#8217;nun kadar isabetli vuran başka bir ismi söylemek çok zor.</p>
<p style="text-align: justify;">Tekniğinin yanı sıra futbolcu karakteri olarak da örnek bir kişilikti, zaten bu sayede kulüplerinde bir çoğu kaptanlık yapan takım arkadaşlarının arasında Arjantin milli takımının kaptanlığını sırf yaşına hürmeten yapmadı, aksine O&#8217;nun karakter bakımından üstünlüğünden kaynaklı bir tercihti.</p>
<p style="text-align: justify;">FIFA tarafından yaşayan en iyi 125 futbolcu arasında yer alan ve Serie A&#8217;da 318 maçta 184 gol ile lig tarihinin en golcü 8. oyuncusu olan Batigol, halen Arjantin milli takımının en golcü oyuncusu olma ünvanlarını elinde bulunduruyor.<a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/bati-roma-2_k.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-74" title="bati roma 2_k" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/bati-roma-2_k.jpg" alt="" width="190" height="190" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">O&#8217;na dair hafızalardaki en önemli anı şüphesiz 35 Milyon $ karşılığında başkent ekibi Roma&#8217;ya transfer olmasıdır, yine de içindeki Fiorentina taraftarına olan sevgi, eski takımına karşı atacağı enfes golden sonra gözyaşlarını tutamamasına yol açacaktı ki, Fiorentina taraftarları takımlarının yediği golden sonra rakip takım forması giyen eski oyuncularını ayakta alkışlayacaklardı. Roma transferindeki bir başka ilgi çekici unsur da, zaten yakışıklı bir fiziğe sahip futbolcuya Roma&#8217;nın dar kesim forması ancak bu kadar yakışır&#8230; <img src='http://www.ersincoach.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Roma&#8217;daki ilk sezonunda 20 gol atarak takımının şampiyonluğunda üzerine düşeni yapmış ve de istediği Serie A şampiyonuğuna da ulaşmıştı.<a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/bati-inter_k1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-70" title="bati inter_k" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/bati-inter_k1.jpg" alt="" width="190" height="190" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Bir başka unutulmaz olay da, artık oynanmayan Kupa Galipleri Kupası&#8217;nda Barcelona&#8217;ya Nou Camp&#8217;ta attığı golden sonra yapığı &#8220;sus&#8221; işareti ve 80.000 taraftarın da adeta O&#8217;nun bu talimatına uymasıdır heralde.</p>
<p style="text-align: justify;">Roma günlerinde, Montella 9 numaralı formayı giydiği için 18 numarayı tercih etti. 20 gol attığı sezondan sonra forma numarasını 20 olarak değiştirdi. Yaşı 33 olduğu sezonda ise forma numarası 33&#8242;tü.<a href="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/bati-argentina_k.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-68" title="bati argentina_k" src="http://www.ersincoach.com/wp-content/uploads/2011/12/bati-argentina_k.jpg" alt="" width="190" height="190" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Not: Futbolculuğuna hayran olduğum Batistuta&#8217;nın özel hayatına da imrenmemek mümkün değil. Futbolculuk günlerinde yakın takip ettiğim ve öğrendikçe hayret ettiğim acayip bir şansa da sahip: 17 yaşında bir kıza aşık olur, 19 yaşında çok sevdiği futbol &#8220;mesleği&#8221; olur, 19-20 yaşlarında aşık olduğu kızla evlenir, 22 yaşında Avrupa&#8217;ya transfer olur ve Arjantin gibi bir futbol ülkesinin milli takım oyuncusu olur, 20&#8242;li yaşlarının ortalarında baba olur, kariyeri boyunca mali açıdan ihya olur, son olarak da Dünya çapında bir ünün ve tabii ki yakışıklılığıyla kızların sevgilisi olur. Arkadaş, bi adam bu kadar mı ballı olur&#8230; <img src='http://www.ersincoach.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ersincoach.com/?feed=rss2&#038;p=53</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Önsöz</title>
		<link>http://www.ersincoach.com/?p=21</link>
		<comments>http://www.ersincoach.com/?p=21#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Dec 2011 16:05:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ersin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ersin Koç]]></category>
		<category><![CDATA[Önsöz]]></category>
		<category><![CDATA[Test]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ersincoach.com/?p=21</guid>
		<description><![CDATA[Uzun süreden beri içimden gelen yazma isteğine karşılık, nedense bir türlü girişimde bulunamıyordum. İşin aslı yazma konusunda beni engelleyen bir çok neden vardı ki bunların içerisinde elbetteki bir sitemin olmayışı başlıca neden olarak görülebilir. Fakat esas sorun site sahibi olmamı engelleyen temel nedenlerdi. Şöyle ki, kendimi daha çok düşünme konusunda başarılı bulmaktayım. Yani, herhangi bir &#8230; </p><p><a class="more-link block-button" href="http://www.ersincoach.com/?p=21">Devamını oku &#187;</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun süreden beri içimden gelen yazma isteğine karşılık, nedense bir türlü girişimde bulunamıyordum. İşin aslı yazma konusunda beni engelleyen bir çok neden vardı ki bunların içerisinde elbetteki bir sitemin olmayışı başlıca neden olarak görülebilir. Fakat esas sorun site sahibi olmamı engelleyen temel nedenlerdi. Şöyle ki, kendimi daha çok düşünme konusunda başarılı bulmaktayım. Yani, herhangi bir konuda, birçok farklı bakış açısıyla, onlarca fikir üretebilirim; gel gör ki bunların belki yarısını sözlerle ifade edebilirken, belki onun da ancak yarısını yazıya dökebiliyorum. Yanlış anlaşılmamak için şunu da belirteyim ki yazarak cümle oluşturabilme becerimde herhangi bir sorun yok, sadece (belki aşırı) seçici oluşumdan kaynaklanan, düşündüklerimi aynı hızda yazıya dökememenin sıkıntısı.</p>
<p>Bu denklemdeki parametrelerde herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen, bir çeşit gazın etkisiyle, sonunda yazmaya karar vermiş bulunmaktayım.</p>
<p>Bu sebeple, hem ilk yazı olması nedeniyle hem de sitedeki bazı ayarlamaları test edebilmek adına birkaç satır karalayarak bir girizgah yapmış olayım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ersincoach.com/?feed=rss2&#038;p=21</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

